Satranca Dair

  • SATRANCIN YARARLARI
  • Planlı hareket etmenin önemini ve gerekliliğini kavratır.
  • Kötü alışkanlıklar edinmeye engel olur.
  • Süratli, doğru ve çabuk düşünebilmeye yardımcı olur, olaylara doğru yorumlarla yaklaşabilme yeteneklerini geliştirir.
  • Kişiliği ve karekteri olumlu yönde etkiler ve geliştirir.
  • Kendine güven duygusu aşılar ve bunu geliştirir.
  • Kendi güç ve yeteneklerini daha iyi tanıyarak, bireysel güç ve yetenekleri açığa çıkarmaya ve bireysel doğru kararlar alabilmeye yardımcı olur.
  • Dikkatini tek konu üzerinde yoğunlaştırabilme alışkanlığı kazandırır.
  • Diğer ders konularının daha iyi anlaşılıp kavramasına yardımcı olur. Bilimselliği ön plana alarak araştırmalar yapmaya yönlendirir.
  • Konulara karşı şüpheci yaklaşımı benimsetir, onları ezberci zihniyetten arındırır.
  • Kişileri düşünen, araştıran, yargılayan varlıklar haline getirir ve yaratıcılıklarında özgür bırakan bir ortam hazırlar.
  • Başarıya ancak ve ancak sistemli ve disiplinli bir çalışmayla varılabileceğini gösterir.
  • Mücadeleci bir ruh yapısına sahip olmanın gerekliliğini benimsetir.
  • Başarısızlıklar karşısında yılmamayı, başarı için daha da çok çalışmanın gerekli olduğunu öğretir.
  • Başarılardan büyük hazlar duyarak daha da başarılı olmaya yönlendirir.
  • Yepyeni hedefler göstererek bu yeni hedefler doğrultusunda motivasyon sağlar.
  • Kişilerin olumsuz bir yönünü, eksikliğini, veya bir davranış bozukluğunu hızlıca ortaya çıkarır.
  • Kurallara uymayı, dostça oynamayı, kaybetmeyi kabullenmeyi, kazananı kutlamayı öğretir.
  • Yakın dostluklar kurup daha çok sosyalleşmeye ve sosyal yaşamının zenginleşmesine yardımcı olur.
  • Satrancın yararlarını gösteren bütün bu maddeler, Milli Eğitimin de temel amaçlarındandır, Türk Milli Eğitimi’nin öğrenciler tarafından kazanılmasını istediği temel davranışlardır. Bu kadar pozitif etkisi olan bir araç kesinlikle bir 'EĞİTİM ARACI'dır. Yeryüzünde başka hiçbir araç, bu kadar olumlu davranışların hepsini birden bireylere kazandıramaz!
  • Öyleyse, çocuklarımızın olabildiğince küçük yaştan başlayarak 'Kişilik gelişiminde satrancın pozitif etkilerinden yararlanması’ amaçlanmalı, çocuklarımızın olumlu davranışlar sergilemelerini sağlamaya çalışmalı bu amaç bir 'görev' olarak benimsenmelidir.

Kaynak: (http://www.tsf.org.tr/kaynaklar/satrancin-yararlari)

 

EĞİTİMDE SATRANÇ ARAŞTIRMASININ ÖZETİ

Bu özet Dr.Tim Redmen'ın "Chess as Education: Character Assassination" ve "Life of the Mind" isimli kaynaklarından ve Robert Ferguson'un doktora tezinden de yararlanarak yazılmıştır. Aşağıdaki çalışmalar özet olarak sunulacaktır:
Chess and Aptitudes, Albert Frank
Chess and Cognitive Development, Johan Christiaen
Developing Critical and Creative Thinking Through Chess, Robert Ferguson
Chess as a Way to Teach Thinking, Dianne Horgan
The Development of Reasoning and Memory Through Chess, Robert Ferguson
The Effect of Chess on Reading Scores, Stuart Margulies
Étude Comparative sur les Apprentissages en Mathématiques 5e Année, Louise Gaudreau
Playing Chess: A Study of Problem-Solving Skills, Philip Rifner

John Artise "Chess ve Education (Satranç ve Eğitim)" da şu iddiadadır. "Görsel uyarı herhangi diğer uyarılardan daha çok hafızayı güçlendirme eğilimindedir. Satranç, hafızanın gerekli olduğu alanlara en çok etkiyi yapan, hafızayı geliştiren mükemmel alıştırma yöntemidir" Aşağıdaki çalışmalar Artise ve diğerlerinin düşüncelerini destekleyen güçlü kanıtlar sunmaktadır:


Zaire'deki çalışma "Chess and Aptitudes (Satranç ve doğal yetenekler)" Dr.Albert Frank tarafından Protestan Okulu'nda (şimdi Lisanga okuludur) Kisangani, Zaire'de 1973-1974 yılında gerçekleştirilmiştir.

Frank satranç öğrenme yeteneğinin
a)Uzaysal kavrama/üç boyutlu kavrama
b)Kavrayış hızı
c)Sebep sonuç ilişkisini kurabilme
d)Yaratıcılık
e)Genel zeka
gibi özelliklerin bir sonucu olup olmadığını araştırmaya karar verir.

İkinci olarak Frank satranç öğrenmenin bu bahsi geçen beş özellikten birini veya daha fazlasını geliştirip geliştiremediğini öğrenmek istedi. Bir takım yetenekleri, satranç oynamak ne kadar geliştirebilirdi? Eğer satrancın böyle bir katkısı varsa, satrancın ortaokulların (secondary school) ders programlarına sokulması tavsiye edilecekti.

İlk hipotezin doğruluğu kanıtlandı. İyi satranç oynamakla, üç boyutlu, sayısal, idari ve kağıt üstü (sayısal) yeteneklerde belirgin bir bağ vardı. Bu göstermektedir ki satranca olan yetenek sadece bir iki yeteneğin sonucu değil, ama daha fazla sayıda olan ve satranç tahtası başında topluca kullanılan yeteneklerin sonucuydu. Satranç bireyin, bütün yeteneklerini kullandığı bir oyundu.

İkinci hipotez, iki yetenek için ispat edildi. Satrancın sayısal ve sözel yetenekleri arttırdığı görüldü.

"Satranç ve Kavrama Çalışmaları" Johan Christiaen tarafından yürütüldü. Araştırma 1974-1976 okul döneminde Belçika'daki Assenede Belediye Okulu'nda gerçekleştirildi.

Denek grubunda deney ve kontrol grubu olmak üzere ikiye ayrılmış şekilde 40 tane beşinci sınıf (ortalama 10.6 yaş) öğrencisi vardı. Tüm öğrencilere kavrama hızı ile ilgili Piaget testleri ve PMS testleri verildi. Testler beşinci sınıfın ve altıncı sınıfın sonunda uygulandı. Deney grubu, "Gençler için Satranç" kitabı kullanılarak 42 adet birer saatlik temel satranç dersleri aldı.

ANOVA kullanılarak yapılan deney ve kontrol grubu arasındaki araştırma sonuçlandı. Sonuçlar belirgin bir şekilde satranç oyuncularının lehineydi. Beşinci sınıf sonundaki akademik sonuçları .01 iken altıncı sınıf sonuna geldiğinde bu sonuç .05'e çıkmıştı.

Dr. Gerard Dullea ifade etmektedir ki Dr.Christiaen'in çalışmaları desteğe, genişletilmeye, ve onaylanmaya ihtiyacı vardır. Araştırmanın gerekliliği yanında şunu da söylemiştir: "... hep bildiğimiz şey konusunda elimizde bilimsel kanıtlar var: Satranç çocukları daha zeki yapar!" (ChessLife, 1982 Kasım, s.16)

Ferguson'un ilk çalışması "Developing Critical and Creative Thinking through Chess (Eleştirisel ve Yaratıcı Düşüncenin Satranç Yoluyla Geliştirilmesi)" Dullea'nın referanslarını destekledi. Dr.Ferguson'un ESEA kod IV-C isimli projesi federal olarak desteklendi ve üç yıl uygulandı (1979-1982). Bir okul senesi boyunca daha uzatıldı (82-83) ve toplam dört senelik bir çalışma oldu. Çalışmanın en önemli hedefi satrancın eleştirisel ve yaratıcı düşünceye katkısının olup olmadığını bulmaktı.

Proje, zeka olarak yetenekli çocukların araştırılması üzerine idi. Bradford Area School District'in 7. 8. ve 9. sınıf öğrencileri katılımcılardı. Temel bağımsız değişkenler satranca yaklaşım (davranışsal), bilgisayara yaklaşım ve diğer satranç dışındaki konulara yaklaşım idi. 32 hafta boyunca her grup haftada bir kez ilgi alanıyla ilgili aktivitelerde bulundu.

Bu çalışmanın ilk yönü eleştirisel düşünce üzerineydi. "Watson-Glaser Eleştirisel Düşünce Testi"ne göre satranç grubundaki ortalama artış 17.3% idi. Çalışmanın ikinci bölümü yaratıcı düşünce üzerineydi. Satranç yaratıcılık konusunda tüm diğer gruplara büyük fark attı ama en belirgin gelişme gösterdikleri alan "özgünlük" konusundaydı. Pek çok araştırmacı özgünlük konusundaki gelişmenin yaratıcılık alıştırmaları yapanlar için doğal olduğunu ama konuşma akıcılığındaki gelişmenin bu grupta hiç veya çok az olması gerektiğini iddia ettiler. Gerçek şuydu ki satranç grubundaki konuşmadaki akıcılık ulusal normların .05 seviye üstündeydi ve bu şaşırtıcı bir buluştu.

Venezuela deneyi "Learning to Think Project (Düşünmeyi Öğrenmek Projesi)" satrancın "Wechsler Intelligence Scale for Children" ile ölçülen zeka seviyesini arttırıp arttırmadığını araştırmak üzerineydi.

Erkekler ve kızlar bir yıldan az bir süre sistematik biçimde satranç çalıştıktan sonra IQ'larında artış kaydettiler. Pek çok öğrenci minumum 4.5 aylık bir süreden sonra belirgin bir gelişme gösterdiler. Genel olarak satrancın her cinsiyetteki ve sosyo ekonomik boyuttaki ilkokul çocuklarının IQ'sunu metodik bir şekilde öğretilmesi sonucu arttırdığıydı. Bu çalışma satrançsal düşüncenin başka alanlara taşınmasının çok enteresan sonuçları olduğunu göstermiştir (FIDE Raporu,1984, s.74). Çağdaş ve kendini kanıtlamış psikolog B.F. Skinner şöyle demiştir: " Hiç kuşku yoktur ki bu projeye yüzyılın en büyük sosyal deneyi olacaktır." (Tuleda 1987). Çalışmanın kazandığı başarı ile satranç programı çok hızlı genişledi. 1988-89 öğretim yılının başlaması ile satranç dersleri Venezuela'daki okullarda verilmeye başladı. Satranç şu an 30 ülkede binlerce okulda ders müfredatında bulunmaktadır.

Dianne Horgan çalışmalarında satrancı bağımsız bir değişken olarak tanımlamıştır. "Chess as a Way to Teach Thinking (Öğrenmeyi Öğretme Aeacı olarak Satranç)" (1980) adlı çalışmasında Horgan 24 ilkokul öğrencisi ve 35 orta ve lise öğrencisini denek olarak kullandı. Not ve beceri oranları ilişkilendirildi. Horgan ilkokul öğrencilerinin yüksek dereceli oyuncuların arasında yer alması halinde, bu çocuklarında yetişkinler kadar karmaşık problemlerin üstesinden gelebileceği sonucuna vardı.

Horgan, yetişkinlerin bir konu üzerinde uzmanlaşırken ilerlemesi detaylardan daha geniş bir merkeze doğru ilerlerken, çocuklar sezilerine güvenerek bu işi götürmektedir. Bu onu küçük yaşlarda satrancı öğrenebilme yeteneğinin, en az erişkinlerdeki kadar olduğu sonucuna götürmüştür. Horgan, satrancın çocuklara kolayca öğretilebilir olduğunu ve bu becerileri erken yaşlarda öğrenmenin zihin gelişimi için büyük faydasının bulunduğunu belirtiyor. Eski Amerika Eğitim Bakanı Terrel Bell 'de buna katılıyor. "Your Child's Intellect", adlı kitabında Bell, okul öncesi eğitimde satranç bilgisinin zekayı geliştirdiğini belirtiyor (Bell, 1982,pp. 178-179).

1987-1988 yıllarındaki "Mantıklı Düşünmenin Geliştirilmesi ve Satranç yoluyla Hafıza" çalışması esnasında M.J. Ryan okulundaki altıncı sınıf öğrencileri satranç dersi alıyorlar ve oynuyorlardı. Öğrencilerin hiç biri daha önce satranç oynamamışlardı. Bu deney Ferguson 'un diğer çalışmalarının yogunlaştırılmış olanıydı çünkü, öğrenciler proje boyunca her gün satranç oynuyorlardı. Bu program 21 Eylül 1987 'den 31 Mayıs 1988 'e kadar sürdü.

Margulies 'in "The Effect of Chess on Reading Scores: District Nine Chess Program Second Year Report" adlı 1991 yılındaki çalışmasında, satranç programına katılmış 53 ilköğretim öğrencisini, programa katılmamış 118 öğrenciyle karşılaştırıp bir değerlendirme yapmıştır.

Dr. Margulies satranca iştirak etmenin okuma performansını arttırdığı sonucuna varmıştır. T testi sonuçları belirgin bir şekilde 01 seviyesinin üzerinde idi. Satranç oynayanlar ve satranç oynamayanlar arasında en iyi skorları alanlar için Chi Kare testi de 01 seviyesinde idi.

Margulies 'in çalışması satranç oynayanların okuma yetenekleri belirgin bir şekilde arttırdığını kesin bir şekilde ortaya koymuştur. "Inside Chess (21 Şubat 1994)" şunu ifade etmektedir. "Margulies Çalışması satrancın yüzlerce öğretmeninde bildiği gibi bir öğrenme aracı olduğunu kanıtlayan en güçlü tezdir."

Louise Gaudreau "Étude Comparative sur les Apprentissages en Mathématiques 5e Année" (30 Temmuz 1992) adlı çalışması son zamanlarda dilimize çevrilmiştir ve eğitimde satrancın hakkında şimdiye kadar var olan en ilginç görüşleri ortaya koyuyor. Çalışma 1989 Haziran'ından 1992 Temmuz'una kadar süren bir zaman diliminde New Brunswick ilinde gerçekleştiriliyor.

Beşinci sınıfı bitirmiş üç gruptan oluşan toplam 437 öğrenci bu araştırmada test ediliyor. A grubuna yani kontrol grubu çalışma boyunca geleneksel matematik dersi veriliyor. B grubu çalışmanın ilk yarısında matematik dersi, kalan yarısında satranç ve problem çözmek üzerine zenginleştirilmiş bir eğitim alırlar. C grubu ise satranç ile zenginleştirilmiş müfredatı en baştan itibaren alır.

Temel hesapların bulunduğu standart testte gruplar arasında belirgin farklılıklara rastlanılmamış, fakat testin problem çözme kısmında B ve C grupları arasında önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. C grubunun problem çözme başarısı 62% den 81% 'e çıkmıştır.

"Playing Chess: A Study of Problem-Solving Skills in Students with Average and Above Average Intelligence " adlı çalışma 1991-1992 okul döneminde Philip Rifner tarafından yönetilmiştir. Bu proje ortaokul öğrencilerinin öğrendikleri genel problem çözme yeteneklerinin başka alanlarda da kullanılıp kullanılamadığını saptamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma iki kısımdan oluşmaktaydı. Birincisi satrancın oynanmasının öğretildiği kısım. İkincisi ise şiirsel analizin kullanıldığı transfer bilgisi.

Yarı-deneyin sonucunda sadece transfer yeteneğinin gelişmesi gözlenmiştir. Nicel-tanımlayıcı çalışmaları ortalama yetenekteki öğrencilerin üzerinde uygulandığında yetenek gerektiren tüm dallarda ilerleme kaydettirmişlerdir. Çıkan sonuca göre branşlar arası transfer, ancak bu transfer yeteneğini geliştirme ön plana çıkarsa artabilir ve bu transfer edebilme özelliği ortalama yeteneğin üstündeki öğrencilerde artarak görülür.

Satranç neden bu kadar etkilidir?
Satranç oyuncuları neden "Torrance Tests of Creative Thinking" testlerinde yüksek başarılar elde ettiği gibi “Watson-Glaser Critical Thinking Appraisal" testlerinde de aynı başarıyı elde ederler? Kısaca, en az yedi önemli faktör var:

1)Satranç her türlü güce yer vermektedir.
2)Satrançta pratik yapmak için bol miktarda problem vardır.
3)Satrançta problem çözerken anında ödüllendirilir veya cezalandırılır.
4)Satranç tam olarak kullanıldığında iyi bir düşünme sistemi üretir.
5)Rekabet. Rekabet ilgiyi arttırır, zihinsel dikkati yükseltir, yüksek seviyelerdeki başarıyı ortaya çıkarır.
6)Oynamak üzerine kurulmuş bir öğrenme ortamı öğrencilerin öğrenmek üzerine olan tutumları üzerinde pozitif etkileri olur.
7)Satranç değişik ve kaliteli problemler tedarik eder.
Kaynak: http://www.satrancokulu.com/makaleler/238-satrancararlar.html